18 Mayıs 2014 Pazar

soma


üzgünüm. 
sinirliyim. 
kızgınım. 
hem kendime, hem de herkese. 

günlerdir olanlar, kendi yaşadıklarımı unutturuyor bana. insanlar ölüyor yok yere, adına şehit deniyor, millet avutuluyor, avunmayanlar dayak yiyor, susturuluyor. kimsenin sesi kimseye ulaşmıyor. 

yurtdışından arkadaşlarımla da konuştuğumda anladım ki durum oradan farklı görünüyor. bu denli bir baskı ve zülum olduğunu kimse bilmiyor. türkiye'yi bilip takip edenler dahil buna.

adamın biri dolamış diline "din" kavramını, bunun üzerinden çalıyor çırpıyor, kırıyor döküyor, her türlü illegal operasyonu yapıyor, kendinden olmayan herkese değil türkiye'yi dünyayı dar ediyor. biat eden herkesi de ihya ediyor. bir de algı yönetimi var ki; o daha da acı. taşeron bakan kahraman, zalim başbakan dünya lideri, olayı ise ya cia ya cemaat yaptı falan filan. aklını peynir ekmekle yemiş bi dolu insan.

inanın bu olanlar karşısında inancımı sorgular hale geldim. tanrım neden birşey yapmıyor bu olanlar karşısında. din ve islam kavramına leke getiren bu adamı ve onun gibi düşünen menfaat düşkünlerini, neden bir mucize ile durdurmuyor. yüzbinlerce mağdur insanın acısını hafifletmiyor. sanırım hayatın imtihan olması bunun gibi birşey.

umarım bu defa olayda ihmali ya da kastı olan herkes ceza görür. hem hukuk karşısında, hem de -şu dillerden düşürülmeyen- kader planında.

23 Nisan 2014 Çarşamba

akışına bıraktım

yine bir ayı geçti, son olanlardan sonra biraz sessiz kalmak istemiştim. biraz kendimle kalmak da denebilir. 

italyan'la iletişimimizi tamamen sonlandırmaya çalıştım. whatsapp'dan bişeyler yazdı, yazdıklarını yanıtlamadım, aramalarına da dönmedim. o sırada işyerinden genç bir arkadaşla yurtdışı iş gezim oldu. ona çok yakın bir şehirde kaldık bir hafta. buna rağmen sessizliğime devam ettim, görüşelim konuşalım falan demedim. işlerimiz bitince, döndüm istanbul'a, hemen akabinde memlekete gittim birkaç gün. sonrası inanılmaz yoğun iki hafta yaşadık. sabah 6da ofisten çıkacak düzeyde bir yoğunluk. sonuç ekibimin özverisiyle umduğumdan daha güzel oldu. gerçi uzun yıllardır böyle bir tempoda çalışmadığım için vücudum tepki verdi, hastalandım biraz. ilaçlarla hızlı topladım falan.

geçen hafta yine aynı yere toplantı için gitmiştim. bu defa yalnızdım, ama kafam daha rahat halde. niye bilmem ama whatsapp'dan ona lokasyon bilgisi paylaşıp yakın olmak istediğimi söyledim. sanırım tamamen vazgeçince ben de oluşan rahatlıkla yaptığım işlerden biriydi. yakışıklı ile kanka moduna dönüşen ilişkimizde de böyle şeyler oldu. 

birşey yazmak yerine aradı, bu defa açtım telefonu. konuştuk biraz. anlattıklarından sonra fazla sert bir tepki verdiğimi farkettim. bir sonraki akşam için yemekte buluştuk. eski sevgilisinin tekrar ona yakınlaşma çabası, onun tepkisi, şuanda aralarında ne olup bittiği. herşeyi konuştuk. hatta ben de duruma benziyor diye yakışıklı ile yaşadıklarımı anlattım sonu yoksa bitirmenin en hayırlı olduğunu demeye çalıştım. tabii bunu anlatırken bi beklentim yoktu. 

bana onu hayatından çıkaramayacağını ama eski şekilde de birşey olamayacağını söyledi defalarca. beni ikna etmek ister gibiydi. ben kimsenin duygularını kısıtlayan bir tavır içine girmemek için tepkisiz kaldım. tek diyebildiğim "senden çok hoşlandım ve seni tanıdığıma çok memnunum" oldu. yemekten çıktık, otele beni bırakırken arabada elimi tuttu sıkıca. sonra sarıldı, boynumdan öptü. o ana kadar normal bir arkadaş görüşmesi modum dağıldı. karşımda herşeyiyle aşık olunacak birine çok bile dayanmıştım. tam "odama çıkalım" diyecektim ki; telefonu çaldı. o konuşurken ben de duruldum. telefonunu kapatınca vedalaşıp arabadan indim. 

iki gün sonra tekrar görüştük. beni daha önce hiç duymadığım köy gibi bir yere götürdü. sanırım şimdiye kadar içtiğim en iyi şarabı tattık birlikte. hatta fazlaca tattım sanırım :) çok güvendiğim iradem zayıfladı, duygularım güçlendi. o arabada yine elimi tutup bana sarılması ile onunla sevişmeye başlamam bir oldu. hayatımın ilk arabada seks olayını yaşadım. sonrası benim otele geçtik, tekrar seviştik. sonra da sarılıp uyuduk. 

sabah ben toplantıya o işe geç kaldık haliyle. tüm gün onu düşündüm. adamı kafamda tam bitirmiş iken olanlara bir anlam vermeye çalıştım. günübirlik birşey olduğuna inanmaya çalıştım. akşam otele geçerken aradı yine, otel girişinde beklediğini söyledi. sanki kendimle kaldığımda düşünüp alacağım kararları hisseder gibi beni yalnız bırakmak istememişti. eşyalarımı odama bırakıp, kıyafetlerimi değişip bindim arabaya. evine geçtik. arkadaşları vardı evde, yemek falan yapılıyordu. daha önce tanışmadığım bi kız da gelmişti. garip bi ortamdı :) yarısı italyan, iki fransız, bi ingiliz ve bi de türk. selfie'miz bile var :)

çok geç vakitlere kadar kalamadım. sabah erkenden uçuş olduğu için otele dönüp eşyaları toplamam gerekiyordu. çıkmak için izin istedim milletten, italyan kendi bırakacağını söyledi. milleti evde bırakıp, çıktık bi on dakika sonra. ben otelin önünden geri dönecek diye beklerken, benimle uyumak istediğini söyledi. çıktık odama, sonrası malum. sanırım bir buçuk saat uyuyabildik sadece. hatta havaalanına zor yetiştik. pasaport geçişe kadar beni izledi. ben de onu. hatta sıradaki bi türk bayan olayı çaktı sanırım, gülümsüyordu bana ve ona bakarak. 

döneli 5 gün oldu. adama karşı hislerimin ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini sorguluyorum 5 gündür. sonuçta arada kocaman bir mesafe var, kültür farkı var, vesaire. bu arada hergün yazışıyor ve konuşuyoruz. 

geleceğe dair kafamda çok bir soru yok. öyle ya da böyle yaşadığımı farkettim. biri olsa da olmasa da hayat devam ediyor. onunla ilgili de çok bi beklentim yok. sanırım arada yaşadığımız şey benim ona karşı duyabileceğim hislerimin eşiğini düşürdü. belki iyi de oldu. onun tarafında durum ne bilmiyorum. ama sürekli aklındaymışım gibi geliyor. her anını paylaşmak için birşeyler yazmasından fotoğraflar paylaşmasından öyle anlıyorum. 

aslında herşeyi irademle kontrol etmekten sıkıldım ben de. o nedenle onunla aramızda olanları akışına bıraktım gibi birşey.

16 Mart 2014 Pazar

herşeyin hayırlısı

ilk defa birşeyi aceleyle yazamadığım iyi oldu.

şubat sonu iki gün burada olacaktı bizim italyan. tek geleceğini söyleyince çarşamba günü havaalanında karşıladım. saat geç olduğu için direkt oteline bıraktım. sonraki gün akşam iş yemeği nedeniyle görüşemedik. cuma dönüş bileti alınmıştı çok önceden. öğlen yemekte görüşmek için yakına gittim ama o saatte bile toplantısı devam edince görüşemeden döndüm. olayı ya da daha doğrusu adamı fazla ciddiye aldım diye kendime kızdım, hatta sinirden ağladım. öğlen görüşemeyince beni aradı cuma saat 4 gibi. özür diledi. daha önce yaptığım haftasonunu benimle geçirme teklifinin geçerli olup olmadığını sordu. o sinirli ve sitem etmeye hazır halim bir anda yok oldu. biraz şaşkın biraz gülümseyerek, "tabii ki" diyebildim. tabii telefonda anlaşılmış mıdır bilemedim. birazdan dönüş yapacağını söyleyerek kapattı telefonu. saat 5 civarı tekrar aradı. uçakların cezasını ödeyerek pazar akşamına ötelemiş. sabahtan check-out yapmış ama bavul otelde duruyormuş. onu alıp sonra yanıma geleceğini söyledi. sevinçten halimi görmeliydiniz :) ben de otele geçeceğimi söyledim. heyecanla nasıl çıktıysam ofisten gittiğimde henüz varmamıştı.

neyse geldi, bindi arabaya. önce dışarda yemek ısmarlamayı düşündüm ama sonra kendim birşeyler hazırlarsam daha mutlu olur diye düşündüm. neyse ki dolabı daha iki gün öncesinde doldurmuştum. bi de alışveriş işkencesi yaşatmadım adama :) birlikte yemek yaptık, salataya yardım etti. çalışırken onu izledim biraz. dayanamadım, sarıldım. öptüm kokladım. o sırada biraz yakınlaştık. ama açlık herşeyden güçlü bir his benim için :) yemek sonrası sahile indik. oturup tatlı yedik biryerde. sonra tekrar eve geçtik. sonrası kendiliğinden gelişti. sabaha kadar uyanıktık sanırım :) seks ya da başka şeyler bir yana bunca zaman sonra birine sarılıp uyudum. en güzeli buydu. pazar günü haliyle biraz geç kalktık. kahvaltı falan derken, evden çıkmamız ikiyi buldu. sonrasında birkaç görmesi gereken yeri gösterdim ve derken akşam oldu. arabada öpe koklaya bindirdim uçağa.

içim ezildi o giderken. herşeyden önce çok düzgün bir adamdı karşımdaki. yalansız dolansız, dümdüz bi adam. 

bi hafta hergün nerdeyse hergün konuştuk telefonda. sonra birkaç gün sessizlik oldu. ben aradım, endişelendiğimi, ve özlediğimi söyledim. bi sorun olmadığını söyledi ama ben garip birşeyler olduğunu hissettim. ama üstelemedim. çarşamba günü kendi aradı ve bana eski erkek arkadaşının tekrar hayatına girmeye çalıştığını söyledi. kendi fikrini ve ne hissettiğini sordum, kararsız olduğunu söyledi. bunun manasını pekala anladım. onun vicdan azabı çekmemesi için benim bye demem gerekiyordu sanırım. bye diyemesem de kararı kendisine bıraktığımı söyleyip çok lafı dolandırmadan kapattım telefonu.

herşey o kadar hızlı oldu ki, halime acıma üzülme fırsatım bile olmadı. sadece şaşırdım. bi de yaş ilerledikçe insan taşlaşıyor bu konularda. bende de o oldu. ne mideme kramplar girdi, ne ağladım. sadece kendi adıma öyle birini kaybettiğim için üzüldüm. bi de bol bol "hayırlısı" dedim.

22 Şubat 2014 Cumartesi

sürpriz cuma


selam herkese

şuan yüzümde gülücük var çünkü bizim italyan buraya gelecek. zaten iş sebepli gelirim demişti. haftaya perşembe cuma iki gün burada olacakmış. birkaç firma ile görüşme yapacakmış. seyahatini haftasonuna kadar uzatabilirse ona istanbul'u gezdirebileceğimi söyledim. hatta otel yerine bende kalabileceğini de. planlama yapılmış öncesinde. sadece net değil diye söylememiş, dün netleşmiş. benim yakın zamanda enazından gelecek ay içinde fransa seyahat planım yoktu. onun gelmesi çok iyi olacak. gerçi detayları bilmiyorum. yalnız mı gelecek. işlerden ne kadar vakti kalacak. malum ben gecelere kadar otelde çalışmak zorunda kalıyorum bazen.

neyse, pozitif düşünmek istiyorum şimdilik. enazından iki akşamı da birlikte geçiririz diye varsayıyorum.

dün o aramadan önce daha ilginç birşey oldu. sabahtan yurtdışı bir şirketin iki elemanı ile toplantı vardı. alakam yok ama son dakika çağrıldım. toplantıda sunulan konularla en çok ilgili de ben oldum. bitiyorum gamsız telaşsız çalışma arkadaşlarıma zaten. neyse o ayrı bir sitem yazısı konusu. toplantıdaki elemanlardan biri yunanistanlıydı. muhtemelen yaşı 30 yada az altında, boyu benden bir 10 cm falan uzun, epeyce kaslı, kirli sakallı, porno filmlerden fırlamış gibi bir tip :) aklım başka işlerle ve bi kişiyle meşgul olduğu için önemsemedim önce. bi de sonuçta iş ortamı.

toplantıda sigara arası verildi, ben e-maillere bakmak için kaldım toplantı odasında. diğer arkadaşı çıktı ama o da kaldı benimle odada. sonra dışarı nasıl çıkabileceğini sordu, birlikte çıktık. biraz muhabbet ettik birkaç cümleden sonra iş dışında şeyler konuşmaya başladık. yunan ve türk toplumunun benzerlikleri. yemek kültürlerimiz, aile yapılarımız falan. bir ara evli olup olmadığımı sordu. meğer dertliymiş bu konuda. ailesi bu günlerde ona yoğun baskı yapıyormuş ama o istemiyormuş, evlenmeyecekmiş. niye evlenmediğimi falan da sordu. aslında sevmem böyle tanımadan etmeden patavatsızlıkları ama misafir diye birşey diyemedim. biraz da aşırı seksi olmasının da etkisi olabilir :) toplantı bitti yemek için çıkarıyorlar iken yanıma gelip öğle yemeği için beni dışarıya davet etti. müdür falan da varken sadece beni davet etmesine şaşırdım ne diyeceğimi bilemedim. öğle arada bakmam gereken işler olduğunu söyleyip ektim elemanı. çıktılar sonra. iş için mi yaptı, asıldı mı anlamadım tam :S
aslında elemanın kartvizitini masamda duruyor. şeytan diyor ki ara, neymiş derdi isteği öğren :)) hahaha. gerçi dünden geri dönmüştür ülkesine belki de. neyse, zaten aramam gereken kişi başka.

herkese iyi haftasonları

foto: menatplay.com

18 Şubat 2014 Salı

sanal sevgililer günü

14 şubat ve benzeri gün gecelerden nefret ederim aslında. ama sırf geyik olsun diye iş çıkışı bekarlar yemeğe gittik. her tarafımızı saran sırnaşık sevgililere, yapmacık tiplemelere rağmen bol kahkahalı bir muhabbet ettik. akşam 9 gibi eve geldim. aklım hem biriken işlerde hem de bizim italyandaydı. hani günün anlamına uyacak kadar özel bi şey olmasa da aramızda, bi telefon bi mesaj beklemiştim tüm gün. saat dokuz buçuk gibi telefonum çaldı. o sırada duşta idim. yetişemedim. sonra ben aradım ama meşguldu telefon. neyse bekledim biraz. sonra o aradı tekrar. uygunsam skypedan arayacakmış. ok dedim, skype'i açtım tabletten. bi açtım ki ne göreyim. karşımda bir yığın insan. hepsi eve doluşmuşlar eğleniyorlar. önce utandım biraz. herkes tek tek bana selam verince garip hissettim. özel biri gibi :) hatta haber sprikeri gibi falan :))
sonra ayrı bir odaya geçti. biraz konuştuk. ruhumu okşayan şeyler söyledi. sevmek dışında her kelimeyi kullandı. "keşke burada olsaydın, herşey farklı olurdu" deyince. "ne gibi" diye irdelemek ihtiyacı hissettim. detay vermedi ama anladım ne demek istediğini. bu sırada arkadaşları gelip gelip bişey soruyorlar elemana. benle ilgisi yok tabii. mutfakla ilgili şeyler sanırım.fransızca olunca muhabbetleri anlayamıyorum haliyle. gitmesi gerektiğini söyledi. kocaman bir öpücük kondurdu tabletine :) gülümsedim, daha bişey diyemeden "hayatımda olduğun için mutluyum" dedi. şaşırdım. sonuçta dünyanın bi ucunda bi adam daha pek de tanımadığı birine "hayatımdasın" diyordu. "ben de" diyebildim. sonra kapattık gitti.

bir saat kadar sonra whatsapp'da bir fotoğraf. eline çikolata sosu gibi birşeyle adımı yazmış, onun fotosunu çekip yollamış. hem komik, hem de güzel. ben de gülümser gibi yapıp simpson pijamalı mayışık halimi fotoğraflayıp yolladım. sonrasını hatırlamıyorum, uyumuşum :)

sabah uyanınca gördüm cevabını. daha doğrusu cevaplarını :)

hayatımın ilk sanal 14 şubat'ını yaşamış oldum böylece. sırada sanal seks, sanal kavga falan var sanırım :D

7 Şubat 2014 Cuma

italian job

selamlar herkese

2014 çok yoğun başlamıştı. yılbaşından bu yana acayip yoğun. çoğunlukla yurtdışında idim ve tamamen yalnız. işler yoğun olunca çoğu akşam uyuyana kadar otel odasında çalışarak geçiyor. çok az da olsa gezip dolandım. ocak ayının ortası, fransa'da idim. nasıl cesaret ettim bilmiyorum ama bir akşam yemek sonrası dolanırken bir gaybara girdim. hayatımda gaybar ortamında bulunuşum bir elin parmaklarını geçmez normalde. ama nezih bi yerdi. oturdum, fransız aksanı ingilizce konuşan bir garson geldi, siparişimi verdim bekliyordum. o sırada takım elbiseli sakallı tipi düzgün bir adam girdi. türk sandım önce :)

yiyecek birşeyler söyledi. yanımdaki masaya oturdu. bir iki gizli gizli bakıştık ama bir yandan da cep telefonumda birşeyler okuyorum. bi ara bi ses duydum. adam bana ispanyol olup olmadığımı sordu. hayır türküm dedim. birden gülümsedi. geçen ay istanbul'a gelmiş iş icabı. türkiye'de bi distribütör ile sorunları olmuş yönetici olarak çalıştığı şirketin. anlaşmayı gözden geçirmişler ve ilişkiyi bitirmişler. yeni distribütör arayışındalarmış :) bi anda kendimi iş görüşmesi gibi bir ortamda buldum. aslında iyi para olan bir iş gibi göründü gözüme ama benim hiç ilgim olmayan bir alan diye bu konuda tanınmış bildiğim firmaları söyledim. biraz daha iş konuştuktan sonra isimlerimizi söylemediğimizi farkettik :) tanıştık sonunda. italyanmış eleman. ama şimdiye kadar gördüğüm ingilizcesi en düzgün italyan. 

benden 3 yaş büyük ama benden en az 3 yaş küçük görünüyordu. üstelik garip bi şekilde sevimli. o takım içindeki hallerine rağmen. acelem var arkadaşlarım gelecek dedi. yemeği bitirip çıktı ama bana kartını verdi. gitmeden vaktin olursa ara birşeyler içeriz dedi. yılışık olmaması, benim gibi işinde gücünde bi tip olması güven verdi. iki akşam sonra yürüyüşe çıktığımda aradım. adımı söyleyince tanıdı hemen. ben dışarı davet ettim ama o evine davet etti. normalde dolandığım yere yakındı. önce kararsız kaldım ama sonra yiyecek değil ya. gideyim değişiklik olur dedim. ama kayboldum resmen. 7-8 dakikalık yolu yarım saat dolandım. en son aradım, kayboldum dedim. tarif etti. neyse çaldım kapıyı, katına çıktım. kapıyı açınca bi köpek havlamaya başladı. şu kısa bodur sosis köpeklerden ama irice ve yaşlıca birşey. içeri aldı ama köpek hala havlıyor. ilk söylediği sakın köpeğe dokunma oldu. çok kızıyormuş. geçtim oturdum, o da kahve yaptı üşümüşümdür diye. köpek de gelip oturduğum koltuğa serildi ve uyudu. bildiğin horluyordu. bende de bir endişe, şimdi sırnaşırsa ne yapayım :) diye. konu dönüp dolandı gönül işlerine geldi. bir yandan da altta slow bi müzik çalıyor. ben durumu kısaca anlattım. o da anlattı. 8 yıllık bir ilişkisi bitmiş 7 ay kadar önce. şuan özel birşey yokmuş hayatında. aslında konuştukça aile hayatlarımız dahil bir çok ortak yanımız olduğunu gördük. ne ben ne o rahatsız edecek birşey sormadık ve yapmadık. ben iki gecedir uykusuzdum, müsaade isteyip kalktım. o sırada çok sevdiğim bir şarkı çalıyordu. ben bu şarkıyı çok severim dedim. tam da sarılıp çıkıyordum. bırakmadı birden :)) bildiğin sarılı kaldık ve şarkıda dans etmeye başladı benimle :) ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim. bildiğin elimi tuttu, sarıldı ve dans etti. hiç rahatsız hissetmedim, aksine başımı omzuna yasladım iyice. sanırım bi 10 dk öyle kaldık. sonrası yatak odası diye düşünüyorsunuz ama hayır. ben artık gideyim dedim. tek söylediği "seninle tanıştığıma çok memnun oldum". o gün döndüm otele ama iki gün aklımda kaldı eleman. ama bu arasın diye bekledim. haftasonu aradı. ben başka bir yere geçmiştim iki günlüğüne. dönünce aradım, tekrar görüştük. iki arkadaşı da vardı bu defa. iki kız. kızlar gelin görmeye gelmiş kaynana gibi incelediler beni :)

sonraki günler görüşemedik ama telefonda konuştuk. gitmeden kısa bi geldi otele. tam check-out yapmış çıkıyordum yakaladı. lobide görüşebildik. türkiye'ye davet ettim. mutlaka geleceğini söyledi. 

türkiye'ye vardım telefonu açtım, whatsapp'da bir mesaj. benden çok hoşlandığını yazmış. bende benzer şeyler hissettiğimi yazdım. 

o günden bu yana yazışıyoruz gün içinde, arada konuşuyoruz. hani birşey olduğundan değil ama yeniden heyecanlanmak güzelmiş.

16 Kasım 2013 Cumartesi

şerefsizlik

bugün dolandırıldım. meblağ ufak ama durum sinir bozucu. koca insanlar ne ilginç kazanç kapıları edinmişler, tahmin bile edemezsiniz. bi de bunu alıp kaçarak yapmıyorlar. bildiğiniz işyeri açmış, orada yapıyorlar. 

başka biri de aldığım bir ürün için faturayı eksik kesti. sonra farkedip aradım. "3000 yerine 1900 yazıyor" dedim ama adam pişkin pişkin "faturayı kullanacağınızı söyleseniz biz doğrusunu yazardık ama fark oluşurdu, onu da alırdık" dedi. şaka gibi insanlar. "vergi kaçırdım" demiyor, üste çıkmak için de tam fiyat fatura için ekstra para istiyor. bu insanların kontrolsüz yaşadıklarına emin oldum. esnaf odaları, başka kuruluşların hiçbir düzenlemesi denetimi yok. şaştım kaldım.

yine biz eğitimliyizi, bilmeyen anlamayan insanlara neler yapıyorlardır kimbilir.
neyse, bu kadar şerefsiz arasında yaşadığımıza şükretmemiz gerekirken ben neler diyorum ki.

10 Kasım 2013 Pazar

herşey yolunda


güzelleşiyor hayat yeniden ama yavaş yavaş.

spor tekrar fazlasıyla hayatımın içinde. bu biçok açıdan beni mutlu ediyor. fiziksel olarak da toparlıyorum. fazla kilolar gitti gidiyor. 

iş konusunda da bi ferahlama oldu. daha doğrusu deli yoğunluktan sıyırdım kendimi biraz. 

bir üniversitede küçük bir ders olayım da var. öğrencilerle vakit geçirmek de ayrı bir heyecan.

gönül işleri konusunda net bişey diyemiyorum ama hoşlandığım biri var gibi. şimdilik tek taraflı. tek sıkıntı olacak şey yaş farkı. kız benden 10 yaş kadar küçük :(

öyle işte. bunlar dışında pek birşey yok hayatımda. aile ve arkadaşlar var tabii. şuan mesela ailemin yanındayım. anne kahvaltı hazırlıyor. öğle civarı da yola çıkacağım. 

umarım herkesin hayatında herşey yolundadır.
sevgiler.............

foto: incognitusscriptor.com

30 Ekim 2013 Çarşamba

tylolhot

hasta olmamak için kendimi zor tutuyordum ki, başardım dün.
tüm gün piknik alanında mangalı hazırla, çocuklarla oyna, şunu yap, bunu yap derken soğuğu kaptım. sabahın 6sında kalkmış, tylolhot içiyorum tüm gün uyurgezer dolanmak için. üstelik bugün de çok yoğun geçecekken.

sakal bıraktım bu arada. bildiğin süleyman sakalı oldu :) yakışmış diyolar. biraz üşengeçlik biraz da nasıl görünür merakımdan dolayı uzadı. zamanında bu hevesle saç da uzatmıştım. zamanında dediğim üniversitede. vücuduma zarar vermediğim detaylarla oynamak güzel aslında. saç sakal gibi. ama mesela piercing ya da dövme bana çok sıcak gelmez. özellikle dövme. sanki yaptırdığımın ertesi hemen pişman olurum gibi geliyor.
ama karşı tarafta dövme görmek güzel olabiliyor. yakışıklının vardı mesela kocaman bi dövmesi. omuzlarına kadar çıkan. yine de ben sadelikten yanayım :)

konu kaydı. şu zıkkım da soğudu. içeyim de uyuyayım az daha.
sevgiler herkese.

ha bu arada cumhuriyetimizin 90. yılı tekrar kutlu olsun.

15 Ekim 2013 Salı

et vs. şeker


nedenini bilmiyorum ama kurban bayramını daha çok seviyorum sanırım. daha uzun. daha çok yardımlaşma hissi olan bi bayram diye belki de. bi de istemediğim kadar et yiyebildiğim içindir :)

bizim kurbanlık kesilmek üzere bizi bekler. çıkalım yavaştan.

herkese iyi bayramlar

22 Eylül 2013 Pazar

evlen baskısı

kuzenim evleniyor. daha 24 yaşında bile değil. benden 10 yaş küçük birinin evlenmesinin annemde ciddi rahatsızlık yaratmış olacak ki, çılgınca söylenip duruyor. babam da yıllardan sonra ilk kez "evlensen sen de artık" dedi. keşke önce kendimi sonra da onu mutlu edebilsem. sevdiğim evlenmeyi düşündüğüm biri var diyebilsem. 

ama bu o kadar zor ki. hele belirli bir yaştan sonra çok çok daha zor. ne sen "tamam bu" diyebiliyorsun, ne de insanlar senin hakkında eskisi kadar anlayışlı. en ufak bir tereddütte başlamadan biten ilişkilerden öteye geçmiyor teşebbüslerim. 

evliliği geçtim, tamamen aklımı ruhumu adayabileceğim birinin (kadın ya da erkek) hayatımda olmaması daha acı. bi de artık tarih tekerrür ediyor sanırım. durup durup başa dönüyorum sanki. belki aylar önce biraz cesur olup çekip gitmeliydim buralardan. çok uzaklara. bişeylerin değişeceğine emindim. iyi ya da kötü, bişekilde değişecekti hayatım. kalıp mevcut düzeni korumak istediğim için devam ediyor hep bunlar. iyi bi değişim olmasını beklemek de çözüm değil. bişeyin olduğu yok. yaşlanmam ve saçlarımın giderek beyazlaşması dışında değişen bir şey yok. belki fiziksel olarak görüntümden pek bişey kaybetmiyorum ama içimde bişeylerin azaldığını hissediyorum.

ne yapacağını bilmemek hepsinden kötü.

15 Eylül 2013 Pazar

yalnızca sitem

hani çok düşünmeyeyim diyorum ama bazen anılar esir alıyor insanı. gidenlerin ardından sitem ediyorum. şöyle yapmasaydım, böyle olurdu. şöyle demeseydi, şöyle olurdu. sussaydım olurdu. konuşsaydım olurdu. kalsaydı olurdu, gitmeseydi olurdu. sabretseydik olurdu falan filan.

boş düşünceler, boş laflar.

sanırım kendimi kıymetsiz hissetmek biraz koyuyor artık. zar zor biten şeylerin ardından herkesin bir düzen kurması ve bi daha hatırlamak istememesi ağrıma gidiyor biraz. gerçi tersi durum -yani hayatlarını düzene koymuş iken hala benle iletişimde kalmak istemeleri- beni daha çok rahatsız etse de azıcık ilgiyi hakettiğimi düşünüyorum. evimi, yatağımı, aklımı, kalbimi açtığım insanlar için bu düşündüklerim.

günü yaşamak noktasında da sıkıntılarım var. kimseyi hayatıma alamıyorum. denedim aslında, ama olmuyor. hele ki ucunda evlilik varsa kafa da evren de çok başka çalışıyor. 

şimdi kapatayım beynin fişini azıcık. kalan güzel günü değerlendirmek lazım. teknolojik ihtiyaçlar için alışveriş yapılacak daha :) bu konuda uzman bir arkadaş aranacak, yardım istenecek. öyle böyle geçecek zaman.

5 Eylül 2013 Perşembe

kedi

hayat b.k gibi bu ara.

heryerden yükselen savaş çığlıkları, yok yere ölen insanlar, kadınlar, çocuklar, gezi olayları sonrası çevremde (özellikle facebook ve diğer sosyal medyada) gördüğüm ayrışmalar falan.

hani kendimi düşünecek vaktim bile olmuyor. "böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum" diyen tipler var ya, onlar gibiyim bu ara. böyle bir dünyada sevmek, aşık olmak hatta mutlu olmak bile istemiyorum. böyle suratsız ama bi o kadar da tepkisiz iran kedileri gibiyim :)

aslında bi yanım da bişeyler olsun bi mucize olsun diye bekliyor sanki. ama çok da önemsemiyorum bu hissi. yoksa umutlanırım. umut olunca benim başıma gelenler malum.

böyle iyi, suratsız ve tepkisiz kedi modu.

sahi kedi mi alsam eve :) kardeş kardeş somurturuz :)



foto= fineartamerica, hulya ozkok

2 Eylül 2013 Pazartesi

selam yeniden

blogu neden tekrar açtım. niye yazıyorum bilmiyorum.

sanırım yalnızlıktan.
sıkılmaktan belki de.

herneyse.
selam herkese.

2 Mayıs 2013 Perşembe

veda

Selamlar herkese dünyanın diğer ucundan. 

Bir yığın şey oldu yine. Anlat anlat bitmez.  Şunu fark ettim ki her olup biten yazma isteği mi biraz daha azaltıyor. Bundan kaçış yok sanırım. 

Uzatmaya da gerek yok. Yazmayı tamamen bırakıyorum. Hem yazmayı hem de sesini duyanları özleyeceğimi biliyorum. İletişim halinde kalmak istediğim kişiler olsa da mail adresimi aleni paylaşmak istemediğimden onlarla da iletişimim kesilecek.  En çok buna üzülüyorum. 

Kusurum olduysa bağışlayın.  Sevgiyle kalın. Huzurlu ve mutlu olun hep..........


16 Nisan 2013 Salı

hasta düştüm

dün kötü bir gündü. gün içinde de rahatsızdım ama akşam çıkış saatine doğru daha kötü oldum. kendimi eve zor attım. bi titreme bi halsizlik. yatağa girdim hemen, üşümeyeyim diye kat kat üstümü örttüm. arada kalkıp bişeyler yedim ama hemen sonra bir daha uzandım. hemen uyusam da aralarda kan ter içinde baş ağrısıyla uyandım. ilaçlar iyi geldi ki; sabah ateşim biraz düşmüş halde uyandım. işe gidip gitmemekte kararsızdım. son anda çıktım evden. iyi ki de çıkmışım. ayakta olunca kendime geldim. şuan itibariyle oldukça iyiyim. 

eve dönerken saçlarımı da kestirdim kısacık. resmen hafifledim. eve getirdiğim raporları okuyacağım daha. geceyi bulur. yine seyahat öncesi iş yoğunluğu süreci yaşıyorum. neyse ki bu defa mümkün bi plan yaptım kendime ve çok fazla kasmıyorum. yine de temkinliyim, evde hallediyorum bir kısmını.

15 Nisan 2013 Pazartesi

evlenmek lazım

insan kendi kaderini çizemiyor sanırım.
kafamda olmasını istediklerimle olanlar yine çok başka.

evlenmek istiyorum, söylemiştim. aklımdaki tek aday da ofisteki genç kız. kızı görünce kalbim yerinden fırlıyor ama uzakken günde bir iki kez dışında aklıma gelmiyor. ne hissettiğimi ben de anlamadım aslında. diğer taraftan sanal ortamda yazıştığım arkadaş. garip bi çekim yarattı üzerimde. etkileniyorum ve bunu gizleyemiyorum. çünkü o da benden etkilenmiş durumda. onu kırmadan dizginlemeye çalıştıkça sanki ben de onun heyecanına kapılıyorum biraz.

çözemedim ruhumun kalbimin kimyasını. bu adam kimi niye sever, aynı anda kaç şey gezer aklında, kaç kişi için heyecanlanır kalbi. hani herşey olacağına varıyor olmasa oturur bunu kendimi tanımak için çabalardım ama çok da kasmaya gerek yok. ne demiştik, herşey olacağına varıyor :)

bu arada akşam bir düğüne gittim. haberim yoktu, apar topar oldu. düğün de oturtulduğum masada çılgın bir teyze vardı :) kadının yapmadığı şebeklik kalmadı. düğünün sonuna doğru "evlen de senin düğününde oynayayım" demez mi herkesin içinde. ondan sonrası şu kız nasıl, bu kız nasıl. gelinin kızkardeşi de bekarmış falan filan. herkes birşeyler dedi. kabus gibi anlar yani :)

ben iyisi mi biran evvel evleneyim de kurtulayım bu muhabbetlerden :)

9 Nisan 2013 Salı

mektup

affetmekten başka yol yok ki
kin nefret intikam çok ağır hisler
karşıya zarar vermese bile kişinin yani taşıyanın ruhuna çok zarar veriyor.

ben aslında insanları kendime halatlarla bağlarım, ayrılık sonrası bile bir ip mutlaka kalır aramızda.
niyeyse bırakamam tamamen.
bunu onlar bilmez, hissettirmem.
sadece gözlemek isterim benden sonrasını.
merak ederim.
bu hem sevindirir hem üzer beni.
ama hiçbir şekilde bitmiş birinin hayatına girmek çabam olmaz.
dengelerini bozmam.

bitti demek çok önemli bir adım bana göre.
bunun geri dönüşü yok kafamda.
hiçbir yemin hiçbir söz bir daha bunu geri döndüremez.

evet önce de dediğim gibi ben umutluyum.
evlenmek baba olmak istiyorum hiç istemediğim kadar.
bu konuda irademe aklıma da itimat ediyorum.

senin de umudunu görüyorum.
pes etmek etmemek değil mesele.
unutmak unutulmak da değil.
acı da gurur da konu değil.
mesele mutluluk ve huzur
hem.yalnızken hem onunla iken
o kimse artık
ve neredeyse

sevgiler
....